beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Kasım 2010 Çarşamba

Bayramda dişlerinize dikkat!

Bayram boyunca ziyaretlerde ikram edilen yiyecekler özellikle şeker ve tatlılar ağızda asidik ortam yaratarak diş çürüğü oluşumunu hızlandırabiliyor
Yiyeceklerin yanında tüketilen asitli içecekler de bu sürece katkıda bulunuyor. Bir de bulunduğumuz ortamda dişleri fırçalama imkanı bulamadığımız düşünülürse dişlerimizi korumak zorlaşıyor.
Fırçalayamadığımız zamanlarda ise dişleri bol su ile çalkalamak da zararlı etkiyi azaltmaya yardımcı oluyor. Diş Hekimi Özkan Çankaya, dişlerin mümkün olduğunca az zarar görmesi için önceden tedbir almak gerektiğini vurguluyor. Çünkü; bakımı, temizliği ve tedavisi yapılmış dişler, olumsuz koşullardan daha az etkileniyor. Dr. Özkan Çankaya, bayram öncesi gerekli ağız ve diş bakımlarının yapılmasının, çürüklerin ya da diğer problemlerin tedavi edilmesinin ağız kokusunun da önüne geçeceğini belirtiyor. Böylece, sağlıklı dişlerin ışıltısı tüm yüzünüze yansıyarak bayramda gönül rahatlığı ile gülümsemenizi de sağlayacak.
Gelişen teknoloji ve estetik diş hekimliği sayesinde diş yapısından kaynaklanan rahatsızlıkları gidermek için bayram öncesi estetik tedavilere de başvurulabilir. Çeşitli nedenlerle zaman içinde değişen diş rengi sizi rahatsız ediyorsa Bleaching adı verilen son derece etkili ve pratik bir yöntem ile yaklaşık 6 – 8 ton açılabiliyor. ‘Laminate Veneer’ ile de doğal dişlere sahip olabilirsiniz. Dişlerin ön yüzlerine yapışan porselen yapraklar olan ‘Laminate Veneer’ler, ışığın geçmesine imkân tanıyarak, uygulandığı dişlerin tamamen gerçek gibi görünmesini sağlıyor. Eksik dişler estetik gülüşü engeller, ağız yapısında oldukça çirkin bir görüntüye sebep olur. Dr. Özkan Çankaya, hastanın yeni dişine aynı gün kavuşabileceği bir yöntem olarak tanımladığı Implant uygulaması ile bu olumsuz görüntünün acı ve ağrı yaşanmadan, dolgu uygulamasından bile daha kolay bir şekilde çözüm bulduğunu belirtiyor
Kaynak : http://www.internethaber.com/

29 Eylül 2010 Çarşamba

Alerji Yapan Yiyecekler Nelerdir ? Hangi Besinler Daha Sağlıklı ?

Besin alerjisinin her çocukta görülebileceğini söyleyen Dr. Nilüfer Toprakçı, astım, saman nezlesi gibi alerjik hastalıkları olan veya ailesinde bu tarz hastalık öyküleri olan kişilerin, besin alerjisi için daha fazla risk taşıdıklarını belirtiyor.
Ayrıca, Dr. Toprakçı’ya göre önceden alerji yapmayan bir gıda, hayatınızda bir gün karşınıza yeni alerji nedeniniz olarak çıkabiliyor. Bu alerji bir iki yıl içinde kaybolabileceği gibi ömür boyu da devam edebiliyor.
Hangi besinler alerjik?
Tüm gıdaların alerjiye yol açabileceğini belirten Dr. İlkay Keskinel, alerjiye en çok neden olan besinleri yumurta, soya, fındık-ceviz, balık, süt olarak sıralıyor.
Hangi besine karşı alerjiniz olduğunu, şüphelendiğiniz besini tek başına, diğer besinlerle karıştırmadan tüketerek saptayabilirsiniz.
Besin Alerjisi Belirtileri
Dr. Toprakçı, alerji belirtilerini şöyle sıralıyor:
*
Dudaklarda, ağızda, boğazda aşınma, şişlik, kızarıklık
*
Ciltte döküntü
*
Bulantı, kusma, ishal
*
Aksırık, burun akıntısı
*
“Anafilaksi” denilen ciddi alerjik reaksiyonlarda nefes tıkanıklığı, bilinç kapanması
*
Bebeklik çağında aşırı gaz sancısı, çok ağlama, ishal, huzursuzluk, büyüme geriliği
Besin Alerjisi Tanısı Nasıl Konur?
Dr. Nilüfer Toprakçı, çocuklarda olabilecek besin alerjisi tanısının, anne babanın dikkatli gözlemleriyle çoğu zaman konulabildiğini, gerek çocuklarda gerekse de yetişkinlerde doktor kontrolü altında yapılan kan veya cilt testleriyle de alerjinin nedeninin saptanabildiğini belirtiyor.
Besin alerjisi kilo aldırır mı?
Sağlıklı yaşam ve kilo kontrolü konusunda uzmanlığından faydalandığımız Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, “besin alerjisi kilo aldırır mı?” sorusuna kesin olarak “hayır” yanıtını veriyor. Dolayısıyla alerji yapan gıdaların yenmemesinin kilo kontrolüne bir gram bile fayda sağlamayacağını söylüyor. “Gıda intoleransı (duyarlılığı) testlerinin sonuçlarına göre kilo vermeyi düşünüyorsanız lütfen vazgeçin! Çünkü alerji uzmanları ve dahiliyeciler, gıda intoleransı testlerinin doğruluğuna bile inanmıyor” diyor.
Besin Alerjisi Tedavisi
Hem yetişkinler hem de çocuklar için en iyi alerji tedavisinin, alerjiden sorumlu olan gıdadan uzak durmak olduğu konusunda hemfikir olan uzmanlar, çocuklar için çocuk doktorunun önereceği bazı ilaçlara da gereksinim duyulabileceğini belirtiyorlar. Dr. Nilüfer Toprakçı, yetişkinlere, “Eğer belli gıdalara alerjisi olan bir çocuğunuz varsa, gıda etiketlerini inceleme konusunda deneyim kazanmanız gerekecektir” diyor.
Çocuklar besin alerjisinden nasıl korunabilir?
Dr. Hayriye Aygar, gıda alerjisinin çocuklarda, yetişkinlere göre daha yaygın görüldüğünü, 0-1 yaş aralığının, besin alerjilerinin en sık görüldüğü yaş grubu olduğunu söylüyor. Dr. Aygar’a göre en çok alerji yapan besin inek sütü. Yumurta, soya, fıstık, balık, kabuklu deniz ürünleri, buğday da alerjiye neden olan diğer besinler.
Dr. Aygar, besin alerjisi riskli bebeklerin korunması için yapılabilecekleri şöyle sıralıyor:
*
Anne sütü alan bebeklerde besin alerjisi, astım daha az görüldüğünden, anne sütü verilmesi, anne sütü yoksa doktor önerisiyle hipoalerjenik formül mamalarla bebeğin beslenmesi,
*
Emziren annenin diyetindan alerjik besinlerin çıkartılması,
*
Ek gıdaya geçişin geciktirilmesi,
*
İnek sütü, yumurta akı, fındık, fıstık ile balıkların geciktirilerek bebeğe verilmesi,
*
Özellikle aile öyküsünde alerji varsa bu besinlere en erken 1-2 yaşında başlanması gerekiyor.
İnek sütü alerjisinin yüzde 85 oranında 3 yaş civarında tamamen kaybolduğunu söyleyen Dr. Aygar, soya ve yumurta alerjisinin de geçici olduğunu, ancak balık ve fıstık alerjisinin ömür boyu kalabileceğini hatırlatıyor.

Bu içerik internet kaynaklarından derlenmiştir

Kış aylarında hastalıklardan korunmanın yolları

Kış aylarında hastalıklardan korunmanın yolları
İşte yapmanız gerekenler…

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seraceddin Çom, havaların soğuması ile birlikte beslenme şeklinde değişiklikler olduğunu belirterek, kış mevsiminde tüketimi artan yağlı ve şekerli besinlere karşı uyardı.
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seraceddin Çom, ANKA’ya yaptığı açıklamada, havaların serinlemesiyle birlikte sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda alınacak önlemlere ilişkin uyarılarda bulundu. Çom, hava sıcaklığının değişmesinin özellikle grip ve soğuk algınlığı gibi enfeksiyon hastalıklarının görülme sıklığında artışa neden olduğunu belirterek “Grip ve soğuk algınlığından korunmak için bağışıklık sistemini güçlendirmek gerekir.
Kış mevsimini hissetmeye başladığımız şu günlerde yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması sağlığımızın korunması açısından önem taşımaktadır” dedi. Kış mevsiminde havaların soğuması ile birlikte beslenme şeklinde değişikliler olduğunun altını çizen Çom, “Genellikle yağlı ve şekerli besinlere eğilim artmaktadır. Kış aylarında kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmekte, fiziksel aktivite yoğunluğunda azalma olmaktadır” dedi. Çom şunları söyledi:
“Kış mevsiminde fiziksel aktivitenin az olması, gecelerin uzaması nedeni ile televizyon başında fazla zaman geçirilmesi ve besinlerin atıştırılması gibi nedenlerden dolayı vücut ağırlığında istenmeyen yönde değişiklikler olabilmektedir. Genellikle yaz aylarında dikkat edilmeye başlanan kilo kontrolü, kış aylarında yerini ihmalkârlığa bırakır. Birçok insan, kalın giysiler içerisinde kilolarını daha rahat saklayabileceklerini düşünerek, sağlıklı beslenme alışkanlıklarından uzaklaşırlar. Oysa, kış aylarının en belirgin hastalıklarından olan grip ve nezleden korunabilmenin yolu sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenme ile mümkündür.”
-“BOL BOL SEBZE VE MEYVE TÜKETİN”-
Yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli beslenmenin sağlığın korunması için esas olduğuna işaret eden Çom, yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı:
“-Bu nedenle, dört besin grubunda bulunan çeşitli besinler en az 3 ana ve 3 ara öğünde yeterli miktarlarda alınmalıdır.
-İmkanlar dahilinde her gün mevsiminde bol meyve ve sebze tüketilmesi önerilmektedir. Kış aylarında vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyve çeşitlerinden yararlanılması gerekmektedir. Savunma sistemini güçlendirici özelliği olan A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerden zengin, havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi sebzelerin yanı sıra kış aylarında bolca bulunan portakal, mandalina, elma, greyfurt gibi meyvelerin tüketimi önemlidir.
-Gerek C vitamini ihtiyacının karşılanmasında gerekse de sıvı alımına katkı sağlaması açısından taze sıkılmış meyve sularının tüketilmesi de önemlidir. Meyve sularının tüketiminde önemli olan sıkıldıktan hemen sonra tüketilmesidir. Çünkü meyve suyunun bekletilmesi C vitamininin azalmasına neden olmaktadır.
-E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı vücut direncini arttırmakta, A vitamininin okside olmasını da engellemektedir. E vitaminin iyi kaynakları olan; yeşil yapraklı sebzeler, fındık ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerin yeterli miktarlarda tüketilmesi önemlidir.
-Kış aylarında mahrum kalınan güneş ışınları, vücudun D vitamini gereksiniminin karşılanamamasını neden olmaktadır. Kemik ve diş sağlığı açısından önemli olan D vitamini, güneş ışınlarıyla deri tarafından üretilen bir vitamindir ve besinlerde pek fazla bulunmaz. D vitamininin yanı sıra balık, beyin fonksiyonlarının gelişimi için gerekli çoklu doymamış yağ asitleri (omega 3), kalsiyum, fosfor, selenyum ve iyot mineralleri ile E vitamini için de iyi bir kaynaktır. Bu nedenle kış aylarında imkanlar dahilinde haftada 2-3 kez yenilmesi önerilmektedir.
-Kış aylarında genellikle meydana gelen beslenme alışkanlıklarının başında, daha yağlı yiyecekleri tüketmeye olan eğilimdir. Yağ tüketimine özellikle dikkat edilmeli, katı margarin ve tereyağından kaçınılmalı, yoğun yağlı etlerden uzaklaşılmalıdır.
-Kış aylarında vücut ağırlığı kontrolünün sağlamasında; basit karbonhidrat olan saf şeker ve şekerli besinler yerine kepekli ekmek, makarna, bulgur gibi tam tahıl ürünlerinin tüketilmesine özen gösterilmesi, enerjisi yüksek hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlılarının tercih edilmesi, hareketsizlik nedeniyle artan sindirim problemlerinin önlenmesinde posa içeriği yüksek kuru baklagillerin tüketilmesi (haftada 2-3 kez) ve düzenli fiziksel aktivite yapılması önemlidir.
-Vücut ısısını dengede tutabilmek için bol sıvı alımı gerekmektedir. Yeterli sıvı alımı vücutta oluşan toksinlerin atılması, vücut fonksiyonlarının düzenli çalışmasında, metabolizma dengesinin sağlanmasında ve vücutta pek çok biyokimyasal reaksiyonun gerçekleşmesinde son derece önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, her gün en az 2-2.5 litre su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu çayı, açık çay gibi içecekler tercih edilmelidir.”


Bu içerik internet kaynaklarından derlenmiştir

Seçilmiş Etkili Özel Diyet Yemek Tarifler

Uzmanlar, "Sağlık sorunlarıyla karşılaşmamak için gıda güvenliğine dikkat edin" uyarısında bulundu.
Yaz aylarında aşırı sıcaklar ve rutubet nedeniyle hızla bozulan gıdalar, zehirlenmeye varan pek çok sağlık sorununa yol açabiliyor. Gıda güvenliğinin çok önemli olduğunu söyleyen Acıbadem Labvital Gıda Kontrol Laboratuvarı Mesul Müdürü Veteriner Hekim Işıl Selmin Ünsal, "Sağlık sorunlarıyla karşılaşmamak için gıda güvenliğine bu sıcak havalarda da dikkat etmeliyiz. Aldığımız gıdaların hazırlanmasından saklanmasına kadar her aşamasında gıda güvenliğini düşünmeliyiz" dedi. Ünsal, şu tavsiyelerde bulundu.

BUZDOLABI AYARLARINA DİKKAT!
Besinlerin hızla bozulmamaları için buzdolabının serinliği +4 derece olmalı. Yaz mevsiminde buzdolabının kapağını daha sık açıp kapatacağınız için dereceyi düşürerek buzdolabınızın soğutma kapasitesini artırın. Buzdolabınızı fazla besinlerle doldurmamaya ve kapların arasında hava akımı olmasına da özen gösterin. Aksi halde hava içeride rahatça dolaşamaz ve bunun sonucunda yeterli soğutma sağlanamaz.
RAFLARA NASIL YERLEŞTİRMELİ?
Uygun koşullarda saklanan gıdaların mikroorganizma bulundurma ihtimalleri çok azdır. Ancak çok iyi yıkanmış olsalar bile; çiğ olan et, kanatlı ve deniz ürünlerinde mikroorganizmalar çok hızlı gelişebilir. Bu besinlerde düşük sıcaklıklarda üreyebilen ve hastalık etkeni olan çok önemli mikroorganizmalar bulunabiliyor. Dolayısıyla çiğ tavukları açık ya da ambalajı bozulmuş bir şekilde üst raflarda saklarsanız, üzerinde çeşitli zararlı mikroorganizmalar üreyebilir, daha da kötüsü yerçekiminin etkisi nedeniyle alt rafta bulunan besinlere de bulaşabilir.
DONDURUCUDAKİ GIDALAR DA BOZULABİLİR
Sıcaklığı ne olursa olsun, gıdaların bozulmasındaki en önemli faktör zamandır. Bu nedenle -18 derece ve altında bile olsa, önerilen süre kadar saklamalısınız. Bu nedenle deniz ürünlerini en fazla 20 gün, kırmızı eti de maksimum 2 ay içinde tüketmeye özen gösterin. Gıdaları derin dondurucuda hava ile temas etmeyecek şekilde sardığınız ambalajın içinde saklamayı da ihmal etmeyin. Donmuş olsalar bile, derin dondurucuda meyve ve sebze ile eti yan yana koymayın. Kapalı ambalaj içinde olsalar bile gıdalardan biri çözülüp diğerine bulaşabiliyor ve üzerlerinde bakteri üremesine neden olabiliyor.
ETLERİ ’SICAKTAN’ KORUYUN
Derin dondurucuda sakladığınız gıdaları çabuk çözülmeleri için mutfak tezgahının üzerine koymayın. Çünkü çok soğuk ortamdan aniden sıcak ortama konan gıdalar bakteri ve mikrop yuvasına dönüşebilirler.
SATIN ALIRKEN BUNLARA DİKKAT EDİN
1 - Etiket bilgilerini kontrol edin: Gıdaları satın alırken etiket bilgilerini okuyarak ürünün içeriğini inceleyin. Satın alacağınız gıdanın sadece adına bakmak bazen yeterli olmayabiliyor, üretim izni ve ruhsatı, üretici firma bilgileri ve bir üretim adresi olması gerekiyor. Ayrıca örneğin, meyveli bir içecek aroma ve şekerden mi oluşuyor, yoksa gerçek meyve suyu mu içeriyor, bunu bilerek almalısınız.
2 -Son tüketim tarihine bakın: Her ne kadar birçok firma son tüketimi tarihi geçmiş ürünlerini reyonlardan çekse de, gözden kaçmış olabileceği için satın almak istediğiniz ürünün son tüketim tarihine bakmayı ihmal etmeyin. Eğer son tüketim tarihi geçmiş bir ürüne rastlamışsanız, bu ürünü satın almayın ve satış yerini de uyarın. Çünkü ürünün lezzeti değişip, besin değeri kaybolmuş, hatta bozulmuş da olabilir ki bu da gıda zehirlenmesi başta olmak üzere birçok sağlık sorununa yol açabiliyor.
3 - Ambalajı bozulmuş ürünleri almayın: Şişmiş, sızıntı yapmış, delinmiş veya bozulmuş ambalajlı ürünlerde, gıdanın içinde mikroorganizmalar üreyip sağlığınızı tehdit edebilir. Örneğin konservenin kapağı dışarıya doğru bombe yapmışsa, bu, bakterilerin üreyip gaz yaptığını gösterebiliyor.
4 - Soğutuculardaki sıcaklığı kontrol edin: Balık, tavuk, kırmızı et, süt ve peynir gibi soğukta saklanan besin maddelerinin uygun şartlarda soğutulduğundan emin olun. Örneğin deniz ürünlerinin bulunduğu reyonlar -18 derece soğuklukta, süt ürünlerinin bulunduğu reyonlar ise +4 derece olmalı.
5 - Açıkta sunulan besinleri almayın: Sağlığınızın olumsuz etkilenmemesi için taze sebze meyveler hariç, açıkta satılan ambalajsız besinleri satın almamaya özen gösterin.

Bu içerik internet kaynaklarından derlenmiştir

Gıdaların Bozulmasını Önleyen Yöntem Önerileri

Uzmanlar, "Sağlık sorunlarıyla karşılaşmamak için gıda güvenliğine dikkat edin" uyarısında bulundu.
Yaz aylarında aşırı sıcaklar ve rutubet nedeniyle hızla bozulan gıdalar, zehirlenmeye varan pek çok sağlık sorununa yol açabiliyor. Gıda güvenliğinin çok önemli olduğunu söyleyen Acıbadem Labvital Gıda Kontrol Laboratuvarı Mesul Müdürü Veteriner Hekim Işıl Selmin Ünsal, "Sağlık sorunlarıyla karşılaşmamak için gıda güvenliğine bu sıcak havalarda da dikkat etmeliyiz. Aldığımız gıdaların hazırlanmasından saklanmasına kadar her aşamasında gıda güvenliğini düşünmeliyiz" dedi. Ünsal, şu tavsiyelerde bulundu.

BUZDOLABI AYARLARINA DİKKAT!
Besinlerin hızla bozulmamaları için buzdolabının serinliği +4 derece olmalı. Yaz mevsiminde buzdolabının kapağını daha sık açıp kapatacağınız için dereceyi düşürerek buzdolabınızın soğutma kapasitesini artırın. Buzdolabınızı fazla besinlerle doldurmamaya ve kapların arasında hava akımı olmasına da özen gösterin. Aksi halde hava içeride rahatça dolaşamaz ve bunun sonucunda yeterli soğutma sağlanamaz.
RAFLARA NASIL YERLEŞTİRMELİ?
Uygun koşullarda saklanan gıdaların mikroorganizma bulundurma ihtimalleri çok azdır. Ancak çok iyi yıkanmış olsalar bile; çiğ olan et, kanatlı ve deniz ürünlerinde mikroorganizmalar çok hızlı gelişebilir. Bu besinlerde düşük sıcaklıklarda üreyebilen ve hastalık etkeni olan çok önemli mikroorganizmalar bulunabiliyor. Dolayısıyla çiğ tavukları açık ya da ambalajı bozulmuş bir şekilde üst raflarda saklarsanız, üzerinde çeşitli zararlı mikroorganizmalar üreyebilir, daha da kötüsü yerçekiminin etkisi nedeniyle alt rafta bulunan besinlere de bulaşabilir.
DONDURUCUDAKİ GIDALAR DA BOZULABİLİR
Sıcaklığı ne olursa olsun, gıdaların bozulmasındaki en önemli faktör zamandır. Bu nedenle -18 derece ve altında bile olsa, önerilen süre kadar saklamalısınız. Bu nedenle deniz ürünlerini en fazla 20 gün, kırmızı eti de maksimum 2 ay içinde tüketmeye özen gösterin. Gıdaları derin dondurucuda hava ile temas etmeyecek şekilde sardığınız ambalajın içinde saklamayı da ihmal etmeyin. Donmuş olsalar bile, derin dondurucuda meyve ve sebze ile eti yan yana koymayın. Kapalı ambalaj içinde olsalar bile gıdalardan biri çözülüp diğerine bulaşabiliyor ve üzerlerinde bakteri üremesine neden olabiliyor.
ETLERİ ’SICAKTAN’ KORUYUN
Derin dondurucuda sakladığınız gıdaları çabuk çözülmeleri için mutfak tezgahının üzerine koymayın. Çünkü çok soğuk ortamdan aniden sıcak ortama konan gıdalar bakteri ve mikrop yuvasına dönüşebilirler.
SATIN ALIRKEN BUNLARA DİKKAT EDİN
1 - Etiket bilgilerini kontrol edin: Gıdaları satın alırken etiket bilgilerini okuyarak ürünün içeriğini inceleyin. Satın alacağınız gıdanın sadece adına bakmak bazen yeterli olmayabiliyor, üretim izni ve ruhsatı, üretici firma bilgileri ve bir üretim adresi olması gerekiyor. Ayrıca örneğin, meyveli bir içecek aroma ve şekerden mi oluşuyor, yoksa gerçek meyve suyu mu içeriyor, bunu bilerek almalısınız.
2 -Son tüketim tarihine bakın: Her ne kadar birçok firma son tüketimi tarihi geçmiş ürünlerini reyonlardan çekse de, gözden kaçmış olabileceği için satın almak istediğiniz ürünün son tüketim tarihine bakmayı ihmal etmeyin. Eğer son tüketim tarihi geçmiş bir ürüne rastlamışsanız, bu ürünü satın almayın ve satış yerini de uyarın. Çünkü ürünün lezzeti değişip, besin değeri kaybolmuş, hatta bozulmuş da olabilir ki bu da gıda zehirlenmesi başta olmak üzere birçok sağlık sorununa yol açabiliyor.
3 - Ambalajı bozulmuş ürünleri almayın: Şişmiş, sızıntı yapmış, delinmiş veya bozulmuş ambalajlı ürünlerde, gıdanın içinde mikroorganizmalar üreyip sağlığınızı tehdit edebilir. Örneğin konservenin kapağı dışarıya doğru bombe yapmışsa, bu, bakterilerin üreyip gaz yaptığını gösterebiliyor.
4 - Soğutuculardaki sıcaklığı kontrol edin: Balık, tavuk, kırmızı et, süt ve peynir gibi soğukta saklanan besin maddelerinin uygun şartlarda soğutulduğundan emin olun. Örneğin deniz ürünlerinin bulunduğu reyonlar -18 derece soğuklukta, süt ürünlerinin bulunduğu reyonlar ise +4 derece olmalı.
5 - Açıkta sunulan besinleri almayın: Sağlığınızın olumsuz etkilenmemesi için taze sebze meyveler hariç, açıkta satılan ambalajsız besinleri satın almamaya özen gösterin.

Bu içerik internet kaynaklarından derlenmiştir